Liam Neeson

Liam Neeson 7 Haziran 1952’de Ballymena, Kuzey İrlanda’da doğdu. Annesi Katherine Brown bir aşçı, babası Bernard Neeson ise bir okulda bekçiydi. Liam, Guinne’te forklift görevlisi, kamyon şoförü, mimarlık asistanı ve amatör boksörlük yaptı. Aslında Newcastle’daki St Mary’s Teaching Collage’a giderek bir öğretmen olmak istiyordu ancak 1976’da Belfast Lyric Players’ın tiyatrosuna katıldı ve “The Risen People” oyunuyla ilk defa profesyonel bir oyuncu olarak sahneye çıktı. İki yıl sonra Dublin’in Abbey Tiyatrosuna geçti ve burada klasiklerde oynarken yönetmen John Boorman tarafından fark edilip Excalibur (1981) filminde rol aldı. Bu onun ünlü bir filmde ilk rol alışıydı. Neeson bu filmde tanıştığı Helen Mirren ile birlikte yaşamaya başlayacaktı.

1980’ler boyunca Neeson pek çok filmde ve İngiliz dizisinde rol aldı. Bunlardan bazıları The Bounty (1984), A Woman of Substance (1984), The Mission (1986), ve Duet for One (1986). Ancak fark edilmesi Hollywood’a taşınıp daha büyük rollerin peşinde koşmaya başlamasıyla oldu. Suspect (1987) filmindeki dilsiz evsiz rolü de The Good Mother (1988) ve High Spirits’deki (1988) yan rolleri gibi iyi eleştiriler aldı. Başrol erkek oyuncu statüsü, Sam Raimi tarafından yönetilen kült film Darkman’e (1990) kadar onu ıskaladı. Bundan sonra Neeson Under Suspicion (1991) ve Ethan Frome’de (1993) rol aldı. Woody Allen’ın Husbands and Wives (1992) filmindeki performansı alkışlandı ve sonunda Steven Spielberg tarafından Schindler’s List’in (1993) Oskar Schindler’ini canlandırmak için seçildi. Oscar ödüllü Holocaust filmi Neeson’a En İyi Oyuncu dalında Akademi Ödülü ile BAFTA ve Golden Globe adaylıklarını getirdi.

Ayrıca 1993’te, gelecekteki eşi Natasha Richardson ile birlikte oynadığı “Anna Christie”deki Tony adayı performansı ile Broadway’deki ilk çıkışını yaptı. Sonraki yıl ikili Jodie Foster’a karşı Nell (1994) filminde rol aldılar ve o yılın Temmuzunda evlendiler. 18. Yüzyıl İskoç dağ adamı Rob Roy (1995) ve İrlandalı devrimci lider Michael Collins (1996) gibi başroller birbirini takip etti ve çok geçmeden Neeson Hollywood’un en iyi erkek başrol oyuncuları arasındaki yerini sağlamlaştırdı. Heyecanla beklenen Star Wars: Episode I – The Phantom Menace (1999) filminde Qui-Gon Jinn olarak rol aldı, Kinsey’deki (2004) rolü için Golden Globe’a aday gösterildi, Christopher Nolan’ın Batman Begins (2005) filminde gizemli Ducard’ı oynadı ve The Chronicles of Narnia: The Lion The Witch and the Wardrobe’da (2005) Aslan’ı seslendirdi. 2009’un başında, kızını fuhuş için satılmaktan kurtarmaya çalışan emekli bir CIA ajanını anlatan, beklenmeyen bir gişe başarısına sahip olan Taken (2008) filminin yayınlanmasıyla Neeson ikinci bir sürpriz kariyer buldu: Aksiyon başrolü. Filmin yayınlanmasından iki aydan az zaman sonra, Richardson kayak sırasında ölümcül bir kafa yaralanması geçirip günler sonra vefat edince bir trajedi yaşadı. Neeson arka arkaya yayınlanan iki yüksek bütçeli film Clash of the Titans (2010) ve The A-Team (2010) ile sansasyonel filmlere geri döndü. Ayrıca Unknown (2011), The Grey (2011), Battleship ( 2012) ve Taken 2 (2012) filmleriyle de aksiyon türüne dönüş yaptı. Neeson, Steven Spielberg ile tekrar bir araya gelerek Doris Kearns Goodwin’in Team of Rivals kitabından uyarlanan Lincoln (2012) filminde Abraham Lincoln’ü oynama planları yaptı. Hatta bunun için Lincoln’ün seçilmeden önce yaşadığı yerleri gezdi ve kişisel mektuplarını okudu. Fakat sonrasında Lincoln’ü oynamak için çok yaşlı olduğu gerekçesiyle rolü reddetti.

Neeson, sinema ve televizyondaki başarıları sebebiyle 1999’da Kraliçe’nin Yeni Yıl Onur Listesinde İngiliz Kraliyet Onur Nişanı ile ödüllendirildi. Richardson ile evliliklerinden iki oğlu bulunuyor.

Sen de Yorum Yapmak İster Misin?

  1. Sercan says:
  2. shakaw says:

    en basarili adam oyunculardan biri oynadigi her film muhtesem olyo liam neesonun

  3. Melik says:

    İzlediğim en başarılı oyunculardan biri,ayrıca oynadığı her film herkes tarafından kesinlikle beğenilir.