Russell Crowe

Russell Ira Crowe 7 Nisan 1964’te Wellington, Yeni Zelanda’da dünyaya geldi. Annesi Jocelyn Yvonne (Wemyss) de babası John Alexander Crowe da film setlerine yiyecek sağlıyorlardı. Biyolojik büyükbabası Stanley Wemyss bir sinematograftı. Avustralya sinemasında yer alarak isim yaptı ve The Insider, kendisine Oskar kazandıan Gladiator, A Beautiful Mind ve State of Play gibi projelerle uluslararası bir yıldız haline geldi. Les Miserables’de şarkı söylediği bir rolden sonra The Man of Steel’de Supermen’in efendisi Jor-El’i oynadı. Crowe dört yaşındayken ailesi Sydney, Australya’ya taşındı. Ailesinin film setleriyle çalışması sebebiyle çeşitli filmlerin ve dizilerin setlerinde oldukça fazla zaman geçirdi. Altı yaşındayken Crowe, çocuk oyunculuk kariyerinin ilk projesi olan TV dizisi Spyforce’da bir yetimi canlandırdı. 1978’de ailesi Yeni Zelanda’ya döndü ve Crowe bir rock şarkıcısı oldu. Kendisini Rus le Roc olarak isimlendirdi ve 1980’de “I Want to Be Like Marlon Brando” adlı bir single çıkardı. Bu süreçte bir arkadaşıyla beraber sonrasında 30 Odd Foot’a evrilen Roman Antix’i kurdular. Crowe bu grupta şarkı söyledi, gitar çaldı ve şarkı sözü yazdı.

Oyunculuk kariyerine devam etmek için 1980’lerin başında Avustralya’ya döndü. 1983’te Grease müzikalinin prodüksiyonunda bir rol aldı. 1986 ile 1988 yılları arasında Crowe, The Rocky Horror Picture Show’un gezici prodüksiyonunda oynadı. 1989’daki sahne müzikali Blood Brothers, Crowe’u ilk filmi Blood Oath’a (1990) taşıdı. İlk başrolünü The Crossing’de (1990), sonra da Anthony Hopkins ve Toni Collette ile The Efficiency Expert’de (1991) oynadı. En önemli rolleri Crowe’un iki farklı yüzünü gösterdi. 1992’nin Proof’unda nazik ve ahmak bulaşıkçı rolüyle en iyi yardımcı oyuncu dalında Avustralya Film Enstitüsü ödülünü kazandı ve tartışmalı Romper Stomper filminde de acımasız bir Nazi dazlağını canlandırdı. 1995’te Amerika’daki ilk rolünü Sharon Stone, Gene Hackman ve Leonardo DiCaprio ile beraber The Quick and the Dead filminde oynadı. Aynı yıl, 150 seri katilin bileşiminden oluşan sanal suçlu SID 6.7’yi oynadı. Aynı zamanda az izlenmiş Bridget Fonda ile Rough Magic (1995) ve Salma Hayek ile Breaking Up (1997) filmlerinde oynadı.

Pek çok yakını onu “izlenmesi gereken” olarak belirlemesine rağmen, Amerika’da hiç kimse L.A. Confidential’a kadar Crowe’a ilgi göstermedi. Crowe, üç birbirinden farklı polisten acımasız açık sözlü olanı Bud White’ı oynadı. Crowe’un hareketli performansı (Kim Basinger ile ateşli aşk sahneleri dahil) iyi eleştiriler ve Amerikalı film izleyicileri arasında tanınmasını getirdi. Crowe bir TV habercisinin güçlü bir tütün fabrikası hakkında haber getirmeye ikna ettiği eski tütün fabrikası yöneticisinin gerçek hikayesine dayanan The Insider filmiyle başarısını katladı. vasat gişe hasılatına rağmen Michael Mann tarafından yönetilen ve Al Pacino’nun da oynadığı The Insider, oldukça fazla övgü topladı – En iyi görüntü ve en iyi yönetmen dallarında Akademi ödülü adaylığı da dahil. 2000’de intikam almak isteyen bir köle haline gelen Romalı generali canlandırdığı, Ridley Scott tarafından yönetilen ve Joaquin Phoenix’in de oynadığı yaz hiti Gladiator ile Crowe, Hollywood’un en iyi yıldızlarından biri haline geldi. Film 12 dalda Akademi Ödülüne aday oldu, biri de Crowe için en iyi oyuncu dalındaydı. Crowe, Tom Hanks’i geçerek ödülü aldı. Aynı gece Gladyatör beş farklı dalda ödül aldı. 2001’de Russell Crowe, Nobel Ödülü sahibi matematikçi John Nash’in biyografisi olan A Beautiful Mind’da oynadı. Bununla beraber Russell Crowe üç yıl arka arkaya en iyi oyuncu dalında Akademi Ödülüne aday olmuş oldu.

Crowe, Nisan 2003’de şarkıcı ve oyuncu Danielle Spencer ile evlendi. Çift birlikte neredeyse on yıl geçirdikten sonra 2012’de boşandı. Charles ve Tennyson adında iki oğulları bulunuyor.

Sen de Yorum Yapmak İster Misin?